Toplanalım Ama Nasıl?
İşletmeler
güncel süreçlerinin içersinde yer alan operasyonlarını yürütmenin yanında gerek
kurum içinde gerek kurum dışında olsun, belli amaçlar doğrultusunda toplantılar
yapmak zorunluluğundadırlar.
Kurumların
durumsallığını kontrol edebilmek ve ortak kurum aklı yaratabilmek yönünden
stratejik bir öneme sahip olan bu olguyu gereği gibi kullanabilmekten oldukça
uzağız. Bununla birlikte ” toplantı” kavramına ilişkin şu önyargılarda,
söylemlerde bulunmuş veya bunları duymuşuzdur.
“Toplantılar
çok uzuyor, işlerimizi yapamıyoruz!”
“Toplantılarda
gereksiz konulara giriliyor, toplantılar verimsiz oluyor!”
“Toplantılara
insanlar ya geç geliyor ya da hiç gelmiyor!”
“Toplantılarda
kararlar alınıyor fakat alınan kararlar uygulanmıyor. O zaman neden toplantı
yapıyoruz?”
Evet
o zaman neden toplanıyoruz ki ?
Toplanıyoruz
çünkü;
Toplantılar
iletişim ortamlarıdır,
Toplantılar
gözden geçirme ortamlarıdır,
Toplantılar
aksaklıkların ortaya çıkartıldığı ve fırsatların yakalandığı ortamlardır,
Peki
toplantılar ne değildir;
Sohbet
ortamları değildir,
Kendimizi
veya departmanımızı diğer çalışma arkadaşlarımız üzerinde baskın
hissettireceğimiz bir ortam değildir,
Suçlama
ve cezalandırma ortamları değildir,
Bu kavramları harmanlayacak olursak
toplantıların belirli bir disiplin ve kurum kültürü gerektirdiği sonucuna
varabiliriz. Şimdi toplantı olgusunu bir de kurum kültürü açısından değerlendirerek
ele alalım.
Öncelikle
her toplantının bir ana teması olmalıdır. Bu ya departman ya da fonksiyon
bazında belirlenebilir. Örneğin; Ar-ge toplantısı; Yönetimin kalite sistemini
gözden geçirme toplantısı gibi.
Her
toplantının günlük, haftalık, aylık veya yıllık bazda önceden belirlenmiş bir
periyodu olmalıdır. Bu periyotlar belirlenirken aynı zamanda katılımcılar da
belirlenerek, aynı kişilerin aynı anda yapılacak farklı toplantılara
çağırılmamasına özen gösterilmelidir. Bu amaçla kurum içinde ortak bir toplantı
takvimi ve toplantı salonu tahsisini gösteren bir ortak plan oluşturmakta yarar
vardır.
Her
toplantının katılımcılarıyla birlikte Moderatörü ve Raportörü de belirlenmelidir.
Moderatör
toplantının verimli geçmesi için, toplantı öncesinde, sırasında ve sonrasında
ciddi görevler üstlenir. Bunlar, gündemin oluşturulması, toplantının amaca
uygun idare edilmesi, fikirlerin ve kişilerin uzlaştırılması, katılıma teşvik
edilmesi ve alınan kararların 5N 1K prensibine uygun olarak delege edilmesi. Toplantı
sonrasında gerekiyorsa delegasyonların takip edilmesi.
Raportör
toplantı öncesinde gündemin oluşturulmasında moderatöre yardımcı olup, gündemin
katılımcılara duyurulmasında ve alınan kararların kayda geçirildikten sonra katılımcılara
dağıtımında etkin rol alır. Bu amaçla bir rapor formatı oluşturulup bunun ya
elektronik ortamda ya da sirküler bir yazı ekinde dağıtımı sağlanmalıdır.
Peki
Katılımcılar bu arada ne yapmalı?
Katılamama
durumu varsa toplantı öncesinde bildirmeli. Gündemi inceleyerek hazırlanmalı ve
ilave gündem maddesi varsa moderatöre ya da raportöre iletmelidir. Toplantıda
kendisine tanınan süre içinde konuşmasını yaparak hazırlıklarını sunmalıdır.
Kendisine delege edilen bir görev ya da süreç varsa detaylı not almalı ve
kişisel ajandasına bunları işlemelidir.
Toplantı
ile ilgili bir diğer sorun da kurum içinde yapılan toplantıların sayısıdır.
Evet toplantı yapmak, hiç toplantı yapmamaktan iyidir diyebiliriz ama gereksiz
ya da birleştirilebilecek toplantılar hiç yok mudur? Elbette olabilir. Hatta
durumsal ya da dönemsel toplantılar belki zaman içinde gerekliliğini bile yitirebilir.
Örneğin, proje toplantıları ya da kampanya toplantıları gibi. Burada
toplantıların aynı zamanda kurum kaynaklarını da kullandığına dikkat ederek,
toplantıların hem sayıları hem de zamanları optimize edilmelidir. Toplantıların
temalarına ya da içeriklerine bakılarak bir süre limiti konulması kaynakların
verimli kullanımının sağlanması için oldukça önemlidir.
Sonuç olarak toplantı kültüründe delegasyon konusunun önemini vurgulamakta yarar var. Yapılacak bir iş için alınan karar, muhakkak belirli bir kişiye ya da lideri nezdinde departmanlara delege edilmeli ve gerçekleşme süresi muhakkak uzlaşılarak tespit edilmelidir. Aksi halde toplantılar çıktıya dönüşmemiş eylemler olarak kurum kaynaklarını tüketmeye devam ederler.
Rönesans/N.Şencan