Müşteri
İle Yönetişmek
Günümüzde müşteri ve müşteri ilişki kavramları
birbirlerine öylesine karıştırılmış durumda
ki, bazen bu karışıklığa sebep olan tezler
ve anti tezler dahi çözümden uzak kalmaktadır.
Peki nedir bu CRM-Müşteri
ilişkileri yönetimi?
Bu kavramı, daha doğrusu felsefeyi, iyi anlayabilmek için öncelikle müşteri
olarak algılanan topluluğun (aslında bu satırların yazarı da sizler de bu
topluluğun birer üyesidir) tarihsel sürecini incelemek gerekmektedir.
1900 ’lü yılların başında
yeni yeni gelişen endüstri için yalnızca üretebilmek önemliydi çünkü insanoğlu ilk
defa motorlu araçlarla yani otomobille, radyoyla, otomatik çamaşır makineleriyle
tanışmıştı ve doğal olarak artan ihtiyaçları oranında da talep yaratmıştı. Bu dönemde
tek tip siyah otomobiller lambalı radyolar ardından siyah beyaz televizyonlar üretilebildiği
oranda alıcı bulmaktaydı. Ardından endüstrinin kilometre taşı silikon
cennetinden geçince değişimin ivmesi arttı ve geçen her yıl birbirini aşan teknolojik
gelişmelerle hızlı gelecek yolculuğu başladı. İnsanoğlunun aya ayak basması,
uzay teknolojisi ve paralelinde gelişen iletişim kolaylığı dünyayı kavramsal ve
kültürel açıdan sorgulama yapılan 1989 yılına getirdi ve bu dönemde insanoğlu
Berlin Duvar’ını yıktı. Yıkılan sadece bir duvar değil soğuk savaşın ortadan
kalkmasıyla farklı ideolojilerin kucaklaştığı bir yeni dünya düzeninin yapılanmasıydı.
Bu değişimle sınırların
ortadan kalktığı ve küresel hareketlerin önem kazandığı bir döneme girildi.
Son 15 yıldaki değişimin
ivmesine bakıldığında geçmiş gelişmelerin bir sonraki 15 yıla oranla oldukça
yavaş kalacağı artık çok net olarak görülebilmektedir.
Peki bu sürecin canlı tanıkları olan bizler, yani müşteriler, soyut olarak nasıl
bir değişime uğradık?
-Artık sadece siyah beyaz
televizyon reklamlarından etkilenen ve reklamı varsa iyidir diyen biz müşteriler
ilgilerimizi elimizdeki kumanda aletiyle yönlendirip sayısız kanallarda
konaklama hakkımızı elde ettik.
-Eskiden odalar büyüklüğünde
ve pahalı olan bilgisayarları evimize buyur edip oradan internet ile dünyaya
yani sonsuz bilgiye ulaştık.
-Marka bağımlılığından çok
bana yararı ve maliyeti nedir diye sorgular olduk.
-Doğayı tahrip adına yapılan
her eylemin karşısında olup çocuklarımızın geleceğini garanti altına alıcı
davranışları destekler olduk.
Peki biz artık tek tip siyah
arabaya biner miyiz?
Manyetolu telefonla
postanede sıraya girip anamızı babamızı arar mıyız?
Ozonu delen gazlarla
doldurulmuş deodorantları koltuk altımıza sıkar mıyız?
Hayır! Çünkü biz artık bir
bilgiden bin bilgiye bir bireyden binlerce bireye bir güç olduk, kimse istemediğimiz
şeyleri istemediğimiz şartlarda bize
Peki firmalar artık müşterinin
her şeyin odağında olduğu bu yeni düzende ne yapmalı?
-Öncelikle kendine dönüp
kabiliyetlerini sorgulamalı. Müşterilerinin rotasına uyup uyamayacağına karar
vermeli.
-Yola devam için
eksikliklerini en kısa sürede tamamlayıp müşteri ihtiyaç istek ve taleplerini tam
zamanında sıfır hatayla karşılayabilmek üzere
önce tepeden tırnağa gerekli değişimleri
planlamalı ve uygulamalı.
-Maliyetlerini tekrar gözden
geçirip, kaliteden ödün vermeden, fiyatlarını müşteri beklentileri doğrultusunda
ayarlayabilmeli ve daha az karla çok
satarak büyümeyi hedeflemeli.
-Müşterinin artık tek tip
basmakalıp bir yapıda olmadığını bölgesel farklılıklar gösterdiğini kabul edip
farklı segment ve bölgelere göre farklı stratejiler geliştirebilmeli.
-Değişimin sürekli olduğunu
kabullenip müşteri ihtiyaç istek ve taleplerini devamlı sormalı ve firma
kaynaklarını bu doğrultuda verimli kullanabilmeli.
-Çağdaş pazarlama prensiplerinin
getirdiği öğretiler doğrultusunda hareket ederek firma içinde müşterinin yönetimine
kanal oluşturmalı.
Olması gereken, kurum içinde
planlanan ve yapılan her türlü eylemde müşteriyi odak noktasında görüp bireysel
olarak her müşteriye farklı yaklaşabilmektir. Ancak bu yolla müşteri yaşam boyu
değeri elde edilebilir.
Müşterilerinizi yönetmeyi bırakın, bırakın onlar sizi yönetsin!
Rönesans/N.Şencan