Dünya’da ve Türkiye’de Yönetişim (Corporate Governance) Yolculuğu
Kurumların büyüme trendlerini sürdürülebilir kılabilmeleri yeni finanssal kaynak ihtiyaçlarını arttırmaktadır. Bu kaynaklardan birisi ve önemi giderek artan halka açılma yoluyla yatırımcılardan kaynak yaratmadır.
Kurumlar tarafında durum bu iken birde küçük yatırımcı cephesinden bakarsak; bin bir emekle tasarruf edilen paraların mümkün olan en uygun hisseye yatırılması ve tasarrufunun reel ekonomiye dönmesi ama bunu yaparken de zarar etmemesi en önemli değerlendirme kriterini oluşturmaktadır.
Peki yatırımcı bunu nasıl anlayacak? Yapabilecekleri geleneksel anlamda hisse senetleri ile ilgili analizlere bakmak yada, güvendiği bir markayı temsil eden kurum hisselerine yatırım yapmak.
Peki bunu yaparken yanılamaz mı?
Bu durumda Amerika’da yaşanan Enron skandalı ile ilgili gerçekleri hatırlamakta yarar var. Kurum güçlü bir yapıdayken yönetsel zaaflar ve denetim eksiklikleri sebebiyle zarar açıklıyor ve bunu yanıltıcı bilgi vererek yaptığı için faaliyetleri durdurularak yöneticileri ve denetim şirketi hakkında yasal süreç başlatılıyor. İşte bu ve benzeri olaylar tüm ülkelerde yasama ve yürütme organlarını ciddi tedbirler alma konusunda daha hassas davranmaya ve küresel anlamda kurallar oluşturmaya itiyor.
İlk defa 1999 yılında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) liderliğinde 29 üye ülkenin katılımıyla ilk Krumsal Yönetim (Corporate Governance) ilkeleri açıklanıyor.
Bunlar; Şeffaflık, adil yönetim, hesap vericilik ve sorumluluk ilkelerine dayanıyor.
Bu ilkeler bağlayıcı olmayıp her ülke durumsallığında ayrıca değerlendirilip yerelleştirilecek ve ilk çıkış noktasını oluşturacak nitelikte tavsiyeler içermektedir.
Daha sonra her ülkenin tecrübesinin de yarattığı katma değerler ile 2002 yılında daha geniş kapsamlı bir çalışma sonucu gözden geçirilmiş kodlar aşağıda belirtilen ana başlıklar altında OECD tarafından yayınlanmıştır.
1-Etkin Kurumsal Yönetim Çerçevesinin Tesisi: Kurumsal yönetim çerçevesi, şeffaf ve etkin piyasaları teşvik etmeli, kanunlara uygun olmalı ve farklı denetim , düzenleme ve erkleri arasında sorumluluk dağılımını açıkça yapmalıdır.
2-Hissedarların hakları ve görevleri: Hissedarlık hakları korunmalı ve bu hakların kullanılabilmesi kolaylaştırılmalıdır.
3-Hissedarların Adil Muamele Görmesi: Tüm hissedarlara adil muamele yapılması sağlanmalıdır.Hissedarlar haklarının ihlali halinde yeterli bir telafi yada tazminat elde etme imkanına sahip olmalıdırlar.
4-Kurumsal Yönetimde Paydaşların Rolü: Menfaat sahiplerinin hakları yasalarda veya ikili anlaşmalarda belirtildiği gibi tanınmalı, servet ve yeni iş alanları yaratmada şirketler ile paydaşlar arasında etkin işbirliği ve mali açıdan güçlü işletmelerin ayakta kalması teşvik edilmelidir.
5-Kamuya açıklama yapma ve şeffaflık: Şirketin mali durumu, performansı, mülkiyeti ve idaresi dahil olmak üzere şirketlerle ilgili bütün mali konularda doğru ve zamanında açıklama yapılmalı.
6-Yönetim Kurulunun Sorumlulukları: Şirketin stratejik rehberliği, yönetim kurulu tarafından yönetimin etkin denetimi ve yönetim kurulunun şirket ve hissedarlara karşı hesap verme yükümlülüğü sağlanmalıdır.
Yukarda sayılan “Corporate Governance” kodları bugün global anlamda sağlıklı finanssal sistemlerin oluşturulması için kabul gören 12 temel standarddan biri kabul edilmektedir.
Bu kodların rehberliğinde pek çok ülke Kurumsal Yönetim kodlarını yayınlamış iş kanunlarını gözden geçirmiş ve hatta Almanya bunu yasal düzenlemelerle desteklemiştir.
Bu kapsamda ülkemizde paralel gelişmelerde yaşandı. OECD üye ülkesi olarak Türkiye baştan beri bu kodların hayata geçirilmesi için Sermaye Piyasası Kurulu SPK nezrinde düzenlemeler yapıldı.
Hisse senetleri İMKB’de işlem gören şirketlerin 2005 yılında yayınlanacak 2004 yılına ilişkin faaliyet raporlarından başlamak üzere faaliyet raporlarında ve varsa Internet sitelerinde; şirketlerin Kurumsal Yönetim İlkeleri’ne uyumu konusundaki beyanları ile ilkeler karşısındaki durumlarının izlenebilmesi için açıklanacak asgari unsurları belirleyen Kurumsal Yönetim Uyum Raporu’na yer vermeleri gerektiğine dair karar alındı.
İMKB bünyesinde Kurumsal Yönetim Endeksi oluşturuldu ve şirketlerin bu endekse dahil olabilmeleri için “İMKB Kurumsal Yönetim Endeksi Temel Kuralları” çerçevesinde yapılan değerleme sonucu derecelendirme notu’nun 10 üzerinden en az 6 olması yönünde karar alındı.
Peki kurumsal yönetim derecelendirme notu nasıl oluşacak ve kimler bu notu belirleyecek?
Muhakkak bağımsız derecelendirme kurumlarınca şirketlerin tüm proseslerini kapsayan ve SPK nın belirlediği kriterler ve ağırlık notları çerçevesinde gene SPK ‘ dan onay almış kurumlarca yapılacaktır.
Burada önemli olan iki nokta kesinlikle gözden kaçırılmamalıdır.
1- Bu yolculukta yatırımcıyı bir finans kaynağı olarak değil ortak olarak görmek, ve paydaşlarımızı (çalışanlarımız, tedarikçilerimiz, dağıtım kanallarımız vb) çok iyi tanımlamak ve geleceğimizi birlikte planlamak zorundayız.
2- Merkezi yönetime alışık ve özellikle aile şirketleri yapısında olan kurumlarımızın köklü bir kurum kültürü değişimine maruz kalmaları ve bunu yaparken de mevcut yapıyı zarara uğratmamaları gerekmekte.
Görüldüğü üzere Corporate Governance tüm pay sahiplerini yönetim olgusunun içine çekmekte şeffaf ve birlikte yönetimi yani yönetişimi desteklemektedir.
Siz yönetişim gereklerini yerine getirip bu yeni endekse girmeye hazır mısınız?
Rönesans/N.Şencan
Kaynakça: www.spk.gov.tr, www.tkyd.org, www.oecd.org, www.e-yonetisim.com